HİPOGLİSEMİ, ŞEKER DÜŞÜKLÜĞÜ, GİZLİ ŞEKER, DİYABET, METABOLİZMA UZMANI
PROF. DR. METİN ÖZATA - GUATR, TİROİD, ENDOKRİN, DİYET, DİYABET UZMANI REAKTİF HİPOGLİSEMİ, ŞEKER DÜŞÜKLÜĞÜ, DİYABET, DİYET, ŞEKER HASTALIĞI, G.İ. DİYETİ, KALICI ZAYIFLAMA, UYKU BASMASI, OBEZİTE
 
 
YENİ KİTAP: DÜŞÜK KAN ŞEKERİ
DÜŞÜK KAN ŞEKERİ KİTAP
METABOLIZMA
DIABET
DIYABET
GUATR
ZAYIFLAMA
DIYET
Prof. Dr. Metin ÖZATA
Yayımlanmış Kitaplar
Reaktif Hipoglisemi
Hipoglisemi Belirtileri
Düşük Şeker
Şeker Düşüklüğü
Gizli Şeker
Tedavi - Beslenme - Zayıflama
GI DIYETI
Şeker Hastalığı
Makale Özetleri - Yenilikler
Site Haritası - Site Map
İletişim - Ulaşım
Videolar
Anasayfa

Kişiye Özel Kalıcı Zayıflama Rehberi - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ... Vitamin Miineral ve Bitkisel Ürün Rehberi - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ...
Gİ Diyeti - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ... 99 Sayfada Kilo Yönetimi - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ...
ENDOKRİNOLOJİ - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ... Diyabetle Kaliteli Yaşam Rehberi - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ...
Doğru Beslen - Formda Kal - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ... 99 Sayfada Sağlıklı ve Dengeli Beslenme - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ...
Guatr ve Tiroid Rehberi - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ... Tiroid Hakkında Bilmeniz Gereken Herşey - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ...
Hayat Kurtaran Vitamin ve Mineraller - Prof. Dr. Metin ÖZATA - TIKLAYINIZ...  

DIABET

DIABET

PROF DR METIN OZATA

DIABET UZMANI

ŞEKER HASTALIĞI BELİRTİLERİ

Vücudumuz kendisi için gerekli olan enerjiyi yediğimiz gıdalardan elde eder. Yemek yedikten sonra gıdalar bağırsaklarda parçalanarak ufak şeker parçalarına dönüşür ve daha sonra bağırsaktan emilerek kan akımı yoluyla vücudumuza dağılır. Enerji sağlanması için kan şekerinin özellikle kas, karaciğer, yağ ve beyin gibi dokular olmak üzere tüm organların hücrelerine girmesi gerekir. Kanda bulunan şekerin hücrelere girmesi pankreas bezinden salgılanan insülin hormonu sayesinde olur. İnsülin hormonu kanda yoksa veya olduğu halde hücrelerce emilemiyor ve etki gösteremiyorsa kandaki şeker hücreye giremediğinden birikir ve şekeriniz yükselmeye başlar. İşte kan şekerinin sabah aç karna yapılan ölçümde 126 mg/dl yi geçmesi durumuna şeker hastalığı diyoruz. Kanda şekeri 180 mg/dl’yi geçince idrarla atılmaya başlar, yani idrarırınızda şeker çıkar.

Şeker Hastalığının Belirtileri

Tip 1 şeker hastalarında çok su içme, çok idrara gitme, çok yemek yenmesine karşın kilo verme gibi şikayetler çok belirgin olduğu halde Tip 2 şeker hastalarında bu belirtiler silik olabilir ve hastalık sinsi bir şekilde başlar. Bu kişilerin çoğunda hiçbir şikayet olmayabilir. Bazı hastalarda ise sık idrara gitme, aşırı açlık, zayıflama, halsizlik, görmede bulanıklık, kadınlarda vajinal kaşıntı, susuzluk ve çok su içme gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Şeker hastalığında görülen belirtiler şunlardır:

Çok su içme ve ağız kuruması
Çok idrara gitme
Çok acıkma
Çok yemek yemeye rağmen zayıflama ve halsizlik
Yaraların geç iyileşmesi
Cildin kuru ve kaşıntılı olması
Ayaklarda uyuşma ve karıncalanma
Görmede bulanıklık
Vajinal kaşıntı
Yemeklerden sonra uyku gelmesi
Tatlıya düşkünlük
Sinirlilik
El ayalarında ve ayak altlarında yanma
Uzun açlıklarda el-ayak titremesi
Horlama


Şeker Hastalığının Gelişim Evreleri
Şeker hastalığı 4 aşamada adım adım gelişir. Aşağıda verilen bu aşamaları çoğu zaman fark etme imkanı olmaz.
Şeker hastalığının gelişim evreleri şunlardır: :
1.Reaktif hipoglisemi (Kan şekeri düşüklüğü) evresi
Ailesinde şeker hastalığı olan kişilerde şeker hastalığı ortaya çıkmadan 3-4 yıl öncesi yemek sonrası kan şekerinde düşmeler olmaya başlar. Bunu anlamak için 3 veya 4 saatlik şeker yükleme testi yapılır. 3. ve 4. saatte kan şekerini 80 mg/ dl’nin altına düşmesine hipoglisemi veya kan şekeri düşüklüğü diyoruz. Bu esnada terleme, çarpıntı, nabız ve bazen tansiyon yükselmesi görülür. Bu durumun nedeni insülin seviyesinin yenen yemek sonrası kanda hızla yükselmesi ve daha sonra insülinin kan şekerini düşürmesidir.
2.Dönem: Açlık kan şekerinde bozukluk:
Açlık kan şekerinin 100 ile 126 mg./dl arasında olmasıdır. Bu kişilerde tokluk kan şekeri normaldir.
3.Dönem: Tokluk kan şekerinde yükselme:
Tokluk kan şekerinin, yani yemek sonrası 2. saatteki kan şekerinin 140 ile 199 mg/dl arasında olması durumudur. Bu duruma “gizli şeker “ hastalığı da denir. Bu hastaların % 30’unda 10 yıl içinde şeker hastalığı gelişir. Gizli şeker hastalarında sağlıklı beslenme ve egzersiz büyük önem taşır. Bu hastalarda kalp, göz, böbrek ve sinir hasarları gelişebilir. Bu nedenle gizli şeker ciddiye alınmalı ve kontrollere gidilmelidir.
4.Dönem: Aşikar Şeker Hastalığı:
Bu dönemde şeker hastalığı ortaya çıkmıştır. Artık açlık kan şekeri 126 mg/dl veya daha yüksektir veya tokluk kan şekeri 2. saatte 200mg/dl’den daha yüksektir.

Şeker Hastalığının Toplumdaki Sıklığı:

Diyabet, yani şeker hastalığı ülkemizde ve dünyada hızla artan bir hastalıktır. Ülkemizde şeker hastası kişiler toplumun % 10’nu civarındadır; Diğer bir deyimle her on kişiden 1’inde şeker hastalığı vardır.
Şişmanlık, kötü beslenme, hareketsizlik ve ailenizden aldığınız genetik eğilim sizde şeker hastalığı gelişmesine zemin hazırlar.
Şeker hastalığını önlemek ve gelişmesini ortadan kaldırmak için sağlıklı beslenmeyi bilmek ve hareketi artırmak gerekmektedir.
Şeker hastalığı körlük, böbrek yetmezliği, inme (felç) ve ayak kesilmesi gibi önemli komplikasyonlara neden olabilmektedir.
Şeker hastalığı, özellikle de Tip 2 Diyabet dediğimiz erişkin tip şeker hastalığı sinsi bir şekilde gelişmekte ve ilerlemektedir. Bu nedenle erken teşhis ve tedavi büyük önem taşımaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalar şeker hastası olan her üç kişiden 1’inin hasta olduğunu bilmeden yaşadığını göstermiştir. Bu kişiler şeker hastası olduğunu tesadüfen veya başka hastalıklar ortaya çıktığında anlamaktadır.
Şeker hastalığına bağlı komplikasyonlar (organ hasarları) kan şekeri çok yükselmeden 10-20 yıl önce sinsi olarak başlar. Erişkin yaştaki gizli şeker hastalarının çoğunluğu kilolu olduğu için ilaç kullanmaksızın sadece zayıflama, sağlıklı beslenme ve egzersiz ile şeker hastalığı gelişmesini önleyebilirler.
Yapılan çalışmalar kendisinde şeker hastalığı olduğunu bilmeyen kişilerin oranının kendisinde şeker hastalığı olduğunu bilen hastaların %35’i kadar olduğunu göstermiştir. Diğer bir deyimle toplumdaki her 3 şeker hastasından birisi henüz hastalık teşhis edilmeden yaşamaktadır. Bu nedenle toplumun bu hastalık konusunda bilgilendirilmesi ve taramaların yapılması büyük önem taşımaktadır.

a) Şeker Hastalığının Tipleri
Şeker hastalığının bazı değişik tipleri vardır. Bunları aşağıda şu şekil

de sıralayabiliriz:

Tip1 Diyabet
Tip 2 Diyabet
Metabolik Sendrom
Şeker hastalığının nadir görülen genetik tipleri
Pre-Diyabet dediğimiz ‘’Gizli Şeker’’
Gestasyonel Diyabetes Mellitus denilen ‘’Gebelikte görülen şeker hastalığı’’
Brittle (oynak) diyabet

b) Tip 1 ve Tip 2 Diyabet
Şeker hastalığının esasta iki tipi vardır ve bunlar Tip 1 ve Tip 2 diyabet olarak adlandırılır. Bunlardan en çok görüleni Tip 2 diyabettir ve tüm şeker hastalarının %90-95’i tip 2 diyabetlidir.
Tip 1 diyabet daha çok çocuklarda görülen ve insülin ile tedavi edilmesi gereken şeker hastalığı tipidir. Bu hastalıkta insülin salgılanması olmadığından dışarıdan yapılan yapay insülin ile tedavi yapılır. Haplar ile tedavisi mümkün değildir. Şeker hastalarının yüzde 10’nunu tip 1 diyabet oluşturur. Tip 1 diyabet 9 aylıktan itibaren görülebilirse de en sık 12-14 yaşlarında ortaya çıkar.
Tip 2 diyabet ise genellikle 30 yaşından sonra ortaya çıkan şeker hastalığı türüdür. Şeker hastalarının yüzde 90-95’i tip 2 diyabetlidir. Bu tip şeker hastalığında kanda insülin başlangıçta yüksek olmasına rağmen etkisini gösteremez, ve kandaki yüksek kan şekerini hücrelere sokamaz. Bu duruma “ insülin direnci “ adı da verilir. Bununla birlikte bu hastalarda zamanla insülin salgısı bozulabilir ve insülin tedavisine ihtiyaç gerekebilir.

DİABET VE SEYAHAT

Seyahat Sırasında Alacağınız Önlemler:


Otomobil sürecekseniz ve uzun yola gidecekseniz daha çok sabah saatlerinde araç sürünüz. Sürüş öncesi kan şekerinizi kontrol ediniz. Otomobilinizde mutlaka meyve, kraker, glukoz tableti, glukagon iğnesi ve diğer ara öğünleri bulundurunuz. Kan şekeri düşüklüğü durumu için kesme şeker de yanınızda bulundurunuz. Şekeriniz aşırı düşerse Glukagon iğnesi yapabilirsiniz. Otomobil süreken iki satte bir mola verip dinleniniz. Yola çıkmadan önce bir ilk yardım çantası hazırlayın ve içine glukagon iğnesi, yara bandı, ağrı kesici ilaçlar, alerji ilaçları ve antibiyotk koyunuz. Yurtdışından ithal edilen ‘’Diyabet Seyahat Çantaları’’ dan bir tane satın alarak seyahatlarda kullanmanız çok uygun olur.
Uçakla seyahat edecekseniz yanınızda yine yiyecek, glukoz tableti ve glukagon iğnesi bulundurunuz. İnsülin, şırınga veya insülin kalemi veya diğer ilaçlarınızı uçakta yanınızda bulundurunuz, valize koymayınız. İnsülin için yanınızda buz kalıbı buundurunuz. Çok sıcak varsa uçakta insülini buzdolabında bulundurunuz. Uçak bileti alırken şeker hastası olduğunuzu belirtin. Yurtdışı seyahatlarda doktorunuzdan İngilizce yazılmış ve şeker hastası olduğunuzu belirten bir yazı ile gidin. Bazen gümrüklerde insülin ve şirıngalar problem olabilir.
Okyanus ötesi uçacaksanız zaman dilimi değişeceğinden insülini nasıl kullanacağınızı doktorunuza sorunuz.
Seyahat esnasında çok yürüyeceğinizden rahat bir ayakkabı giyiniz ve ayak bakımınıza dikkat ediniz.
Kısa süreli olarak bir yerde ikamet edecekseniz gideceğiniz yerdeki hastane veya sağlık kuruluşlarının nerede olduğunu öğreniniz.
Gideceğiniz yerde kalış süresine dikkat ederek yeteri kadar ilacı hatta biraz fazlasını yanınızda götürünüz.
Uzun Uçak Seyahatinde Ne yapmalı:
Uzun uçak seyahatlerinde insülin kullanan hastalar için bazen sıkıntı olabilir. Bu durumu doktorunuzla konuşun. Uçuş nedeniyle gideceğiniz yer ile Türkiye arasında bazen 6-8 saat fark olabilir. Batıya doğru giderken yani Türkiye’den ABD’ye giderken 24 saatten daha uzun bir gün yaşarken Japonya’ya doğru giderken (Doğuya) daha kısa bir gün yaşanır. İnsülin dozunuzu her saat farkı için % 2- 4 oranında arttırıp azaltmanız gerekir. Batıya giderken insülin dozu arttırılır, doğuya giderken azaltılır. Uçaktaki basınç değişimleri kaleminizin içindeki insülin kartuşunda hava kabarcıkları birkmesine yol açabilir. Bu durumla karşılaşmamak için injeksiyondan hemen sonra kaleminizin ucuna taktığınız iğne ucunu çıkartın.
Günde 3-5 enjeksiyon yapıyoranız seyahatiniz sırasında her 4-5 saatte bir kısa etkili insülininizi kullanın. Eğer batıya (ABD’ye) gidiyorsanız 1-2 ekstra doz yapmanız gerekecektir. Eğer doğuya gidiyorsanız daha az çabuk etkili insülin dozu yapmanız gerekecektir. Gece NPH dozunuzu varacağanız yere vardıktan sonra vardığınız yerdeki saate göre yapmalısınız. Gideceğiniz yere vardıktan sonra insülin dozlarını oradaki zamana göre yapmalısınız. Uçuş sırasında her yemekten önce kan şekerinizi kontrol ediniz
Günde 2 kez insülin yapıyorsanız kısa veya uzun bir güne uyum sağlamak zor olabilir. Bu nedenle inslin kullanma şeklinizi sadece kristalize (kısa etkili) insülin kullacak şekilde değiştirmek faydalı olur. Uçak seyahatinden 2-3 gün önce doktorunuzun kontrolü altında günde 4 kez insüline geçmek faydalıdır.
Seyahate Çıkarken Yanınıza Almanız Gereken İlaç ve Gereçler Şunlardır:
1.Ayrı bir çantada (yanınızda olacak) ekstra insülin
2. Fazladan ikinci bir insülin kalemi veya insülin enjektörleri
3. Kan şekeri ölçüm cihazı ve stripleri
4.İdrarda keton ölçümü için stripler
5.Şeker hastası olduğunuzu gösterir bir kimlik
6.Glukoz tabletleri, meyva suyu….
7.Glukagon iğnesi
8.Derece (ateşiniz yükselirse)
9.Doktorunuzun telefon, fax, e-mail'i
10.Seyahat sağlık sigortası
11.Sıcak yerlere seyahatleriniz için insülinlerinizin sıcakta bozulmasını önleyecek taşıma çantası ve buz kasedi veya termos

 

 
   
 
© 2018 Prof. Dr. Metin ÖZATA Web Tasarım